“Galiba ben yetemiyorum.” Bu sözü eminim ki çoğu kez duydunuz, ilk başta masum durur bu. Romantik sanılır, fedakârlık gibi paketlenir. Ama özünde olan şey aşk falan değil; bildiğin kimlik aşınmasıdır. Bir erkeğin, bir kadının beklentilerine göre kendini yeniden yoğurmaya çalışması, sevgi değil, yavaş yavaş silinmektir.
Ömer’in hikâyesi yabancı değil. Hayata daha hafif bakan, gülen, eğlenen, anı yaşayan bir adam. Karşısındaki kadın ise ciddi, planlı, evlilik odaklı ve daha ilk günden sevgiliyi “ilerideki koca” kalıbına sokma derdinde. İnsanlar farklı olabilir, bunda sorun yok. Sorun şurada başlıyor: Bu fark, tek taraflı şekilde “düzeltilmesi gereken bir hata” gibi dayatıldığında.
Kadının verdiği mesaj aslında çok net: “Seni olduğun hâlinle istemiyorum.” Bunu bazen yumuşak cümlelerle, bazen sert çıkışlarla, bazen de duygusal baskıyla söylüyor. Erkek ise aşkın etkisiyle bunu romantik bir sınav zannediyor. “Biraz değişirsem olur”, “biraz daha ciddi olursam beni ciddiye alır”, “sevgimi daha çok gösterirsem inanır” diye diye kendini törpülüyor.
Ama acı gerçek şu: Seni olduğun gibi istemeyen biri, seni sevmez. Seni dönüştürmek ister. Ve bu dönüşümün sonu yoktur. Bugün gülmeni azaltırsın, yarın arkadaşlarını. Sonra giydiğini, sonra hayata bakışını. En sonunda aynaya baktığında hâlâ o kadının kafasındaki adam olamazsın. Çünkü mesele sen değilsindir; onun zihnindeki ideal erkektir.
Erkeklerin en çok battığı zihinsel çukur da şu cümlede gizlidir: “Bu kızı kaybedersem bir daha kimseyi bulamam.” Bu doğru değildir. Ama deneyimsiz bir erkeğin zihninde gerçek gibi yankılanır. İşte tam burada erkek, kendini pazarlık masasına koyar. Oysa karakter pazarlık kabul etmez. Ya vardır ya yoktur.
Bir de işin uzun vadeli tarafı var. Diyelim ki başardın. Daha ciddi oldun, ağırlaştın, “çocuksu” yanlarını bastırdın. Evlendiniz. Ne olur biliyor musun? Hayat boyu rol yaparsın. Eve geldiğinde bile gevşeyemezsin. Bu evlilik değildir; açık cezaevidir.
Net olalım: Hiçbir kadın, bir erkeğin özgürlüğünden vazgeçmesine değmez. Sevgi değiştirmez, olduğu gibi kabul eder. Erkek, kendisi olmaktan vazgeçtiği anda çekiciliğini de kaybeder. Kadın bunu isterken, farkında olmadan erkeği gözünde küçültür.
Son sözüm net: Kendin ol. Kaybediyorsan da kaybet. Çünkü kendini kaybederek kazanılan hiçbir ilişki, gerçek bir kazanç değildir.
Saygılar
