Kızları Etkileme Taktikleri Neden Çalışmaz?

yazar KOÇ

İtiraf edelim… Erkeklerin büyük kısmı, kadınlarla iletişim söz konusu olduğunda hala “doğru cümleyi” arıyor. Sanki sihirli bir söz varmış gibi. Söylendiği anda ortam değişecek, kadın etkilenecek, olay çözülecek. Halbuki sahada işler hiç öyle yürümüyor.

Gerçek şu: Söylediklerinin büyük bölümü kimsenin umurunda değil.

Bu cümle sert gelebilir ama rahatlatıcı tarafı da var. Çünkü yük, ezberlenmiş repliklerde değil. Yük, senin nasıl durduğunda.

Psikolog Albert Mehrabian’ın yıllar önce ortaya koyduğu iletişim modeli hâlâ geçerliliğini koruyor:
İletişimin yalnızca %7’si kelimelerden oluşuyor. Geri kalan kısım ses tonu, mimik, duruş, bakış, beden hareketleri… Yani farkında olmadan verdiğin sinyaller.

O yüzden biri çıkıp “şu taktiği yap, bunu söyle” dediğinde, aslında eksik bir şey anlatıyor. Çünkü aynı cümleyi iki farklı adam söylediğinde, ortaya iki zıt sonuç çıkabiliyor. Biri itici oluyor, diğeri doğal bir çekim yaratıyor.

Sebep çok net: Beden dili.

Eğer beden dilin onay arayan, sıkışık, aceleci ve gerilim doluysa; ağzından dökülen en parlak cümle bile çöp olur. Hatta çoğu zaman yanlış anlaşılmalara yol açar. Karşı taraf, söylediğini değil, taşıdığın duyguyu okur.

Burada devreye çok basit ama etkisi büyük bir detay giriyor: Geriye yaslanmak.

Evet, kulağa komik geliyor. “Bu mu yani?” dedirtiyor. Ama insan zihni basit sinyallerle çalışır. Geriye yaslanan biri, bilinçaltında “değer alan” konumundadır. Acele etmez. Kanıtlamaya çalışmaz. Bir şey kazanmak için çabalamıyordur.

Sosyal ortamlarda iki kişinin etkileşimini izlediğinde şunu fark edersin: Erkek kadına yaklaştıkça, kadın farkında olmadan geri çekilir. Fiziksel olarak da, duygusal olarak da. Çünkü yaklaşan taraf çoğu zaman onay arayan taraftır.

Öne doğru eğilmek, bilinçaltına “ben senden bir şey istiyorum” sinyali gönderir. Bu sinyal çekici değildir. Güvenli de hissettirmez.

Geriye yaslandığında ise ortam rahatlar. Sessizlik bile rahatsız etmez. Konuşmasan da bir şeyler aktarılır.

İşte bu yüzden, tekniklere takılıp kalmak çoğu zaman boşuna. İstediğin kadar taktik bil; eğer bedenin “acil sonuç istiyorum” diye bağırıyorsa, sonuç gelmez.

İlginç olan şu: Beden dili düzeldiğinde, kelimelere daha az ihtiyaç duyarsın. Sohbet akar. Cümleler daha az süslenir. Abartı kaybolur.

Ve işin güzel tarafı şu: Bu öğrenilebilir bir şeydir. Doğuştan gelen karizma masalıyla pek ilgisi yoktur. Farkındalık ve tekrar yeterlidir.

İnsanlar çoğu zaman yanlış yere yatırım yapar. Saatlerce ne söyleneceğini düşünür, ama nasıl duracağını hiç sorgulamaz. Oysa iletişim, sahnede durmak gibidir. Replikten önce duruş gelir.

Sonuç olarak şunu söylemek gerekir:
“Kız tavlama taktikleri” diye pazarlanan çoğu şey, yüzeyde kalır. Gerçek etki, sessiz sinyallerde saklıdır. Bedenin ne söylüyorsa, sözlerin de oraya hizalanır.

Gerisi zaten kendiliğinden olur.

 

Saygılar..

Diğer yazılarımıza göz atın