Telefon kapandığında odada garip bir sessizlik vardı. Saat geceyi geçmişti. Ekrana baktım; arama süresi iki saati çoktan devirmişti. Konuşma iyi başlamıştı, hatta fazlasıyla iyiydi. Gülüşler, küçük göndermeler, ses tonundaki o tanıdık merak… Her şey olması gerektiği gibiydi. Ta ki ben “istersen kapatalım” diyene kadar.
O anı sonradan defalarca düşündüm. Aslında konuşmak istiyordum. Ama içimden bir ses, “bu kadar aşırı gitme” diyordu. Yorgundum da. Cümle ağzımdan çıktıktan sonra, karşı taraftaki sessizliği hissettim. Bir şeyler değişmişti sanki… Konuşma bitti, ama tadı bitmiş değildi.
On dakika geçmeden pişmanlık başladı. “Yanlış mı anladı?”, “Kırıldı mı?” soruları kafamın içinde dönmeye başladı. Dayanamadım, geri aradım. Yorgunluğumu anlattım, aslında devam etmek istediğimi söyledim. Ama o an fark etmediğim şey şuydu: Geri dönüşümle birlikte tüm gücü teslim etmiştim.
Ertesi gün mesajlar daha soğuktu. Önce bunun geçici olduğunu düşündüm. Sonra fark ettim ki mesele o cümle değildi. Mesele, o cümleden sonra yaptıklarımdı. Çünkü bir anlık kararsızlık, yerini açıklama ihtiyacına bırakmıştı. Ve açıklama, ilişkilerde nadiren işe yarar.
Birkaç hafta sonra benzer bir durum yaşayan bir arkadaşımı dinledim. Aynı senaryo, farklı isimler. Tanışma, hızlı yakınlaşma, kısa bir sessizlik ve ardından kafa karışıklığı. Ona tek bir şey söyledim: “Dur.” Gerçekten durmasını kastettim. Ne mesaj atsın, ne arayıp durumu toparlamaya çalışsın. Sadece beklesin.
Bekledi. Zorlandı ama yaptı. Üç gün sonra telefon çaldı. Arayan oydu. Ses tonu yumuşamıştı. Çünkü güç dengesi yeniden kurulmuştu.
İşte o gün şunu net anladım: İlişkilerde bazı anlar vardır ki, kaçırıldığında geri gelmez. Ama bazı hatalar da vardır ki, doğru zamanda durarak telafi edilebilir. Erkeklerin en büyük yanılgısı, her şeyi kontrol edebileceklerini sanmalarıdır. Oysa bazen kontrol, geri çekilmeyi bilmektir.
Kadınlar ilgilerini kaybettiklerinde genelde sessizleşir. Erkekler ise konuşarak çözmeye çalışır. Bu iki refleks çarpıştığında, kazanan nadiren erkek olur. Çünkü kadın geri çekildikçe, erkek daha çok yaklaşır. Ve bu döngü, kaçınılmaz sonu hazırlar.
Sonradan fark ettim ki beni asıl yoran şey terk edilme ihtimali değildi. Kontrolü kaybetmiş olma hissiydi. O hissi yaşayan her erkek, ya kendini küçültür ya da ders çıkarır. Ben ikinciyi seçtim.
Artık biliyorum: Her konuşma devam etmek zorunda değil. Her sessizlik kötü değildir. Ve her geri dönüş, bir şeyleri düzeltmez. Bazı kapılar, arkasında durduğunu hissettirdiğinde daha çok açılır.
Doğru zaman, çoğu zaman hiçbir şey yapmadığın andır.
Saygılar…
