Hayat Tek Bir Kulvar Mıdır?

yazar KOÇ

Hayat çoğu zaman bize tek bir kapıdan giriyormuş gibi hissettirir. O kapının ardında mutluluk, anlam ve tatmin var sanarız. Kapıyı zorladıkça, kilit açılmadıkça öfkemiz artar. Oysa asıl sorun kapının kilitli olması değil, bütün hayatı o tek kapıya bağlamış olmamızdır. “Hayatın Kulvarı” metaforu tam da burada devreye girer.

Bir insan hayatını tek bir alana sabitlediğinde, o alan ister istemez onun efendisi olur. İlişkiler böyle bir merkez haline geldiğinde, karşı taraf bunu hisseder. Çünkü denge kaybolmuştur. Hayatı sadece bir beklentiye yüklemek, insanı farkında olmadan çaresiz bir noktaya sürükler. Çaresizlik ise ne saygı üretir ne de çekim. İnsanlar genellikle şu yanılgıya düşer: “Önce bu sorun çözülsün, sonra hayatımı kurarım.” Gerçekte ise tam tersi geçerlidir. Hayat kurulduğunda sorunlar kendiliğinden küçülür. İş, spor, üretim, öğrenme, sosyal çevre gibi kulvarlar çoğaldıkça, tek bir kulvardaki kayıp insanı yıkamaz hale gelir. Çünkü zihnin dayandığı kolon sayısı artmıştır.

Bu yazıdan size kavratmak istediğim asıl mesele; Seçeneklerin fazla olmasının lüks değil, psikolojik bir güvenlik sistemi olduğu bilincidir. Hayatında ilerleyen bir spor disiplini varsa, zihnin oraya tutunur. Üzerinde emek verdiğin bir iş varsa, özgüvenin oradan beslenir. Öğrendiğin yeni beceriler, hobiler varsa kendinle olan saygın artar. Bunların toplamı seni “bir şey bekleyen” konumundan “bir şey inşa eden” konumuna taşır. İnsanlar inşa edenleri fark eder. Çünkü ortada bir ağırlık vardır. Hayatının dolu olması, anlatılan hikâyelerden değil, yaşanan ritimden anlaşılır. Birkaç dakikalık sohbette bile bu hissedilir. Acele yoktur, zorlanma yoktur, ispat çabası yoktur. Sadece akış vardır.

Lafın özü, hayatını tek bir kulvara bağlama. Kulvar sayısını artırdıkça bağımlılık azalır, denge artar. Denge arttıkça da hem zihnin hem duruşun güçlenir. O noktadan sonra hiçbir alan seni yönetemez, sen hayatını yönetirsin. İşte gerçek çekicilik ve gerçek gelişim bundan ibarettir.

Diğer yazılarımıza göz atın