İlişkilerde ilginin illa net, açık, tabelayla gösterileceğini sanmak büyük bir hatadır. Yani biri ilgileniyorsa gelsin söylesin, belli etsin, açık oynasın beklentisinden söz ediyorum. Gerçek hayat pek öyle akmıyor, kadınlar çoğu zaman ilgiyi dolaylı gösteriyor. Bazen ortamdan, bazen güvensizlikten, bazen de sadece karakterden. O yüzden kelimelere takılı kalmak yerine davranışlara bakmak daha anlamlı oluyor.
Mesela seni gerçekten dinlemesi. Ama öyle kafası başka yerdeyken değil. Anlattıklarını hatırlaması, aradan zaman geçip bir detayı tekrar açması… İnsan ilgilenmediği şeyi zihninde tutmaz. O detayı geri getiriyorsa, orada bir emek var. Sana soru sorması da öyle. Sırf sohbet dönsün diye değil, gerçekten merak ettiği için soruyorsa, bu iş nezaket seviyesini çoktan aşmış oluyor.
Beden dili kısmı da hafife alınacak bir şey değil. Sana doğru dönmesi, konuşurken hafif öne eğilmesi, aradaki mesafeyi farkında olmadan kısaltması, bazen küçük temaslar… Bunlar genelde ağızdan çıkan cümlelerden daha dürüst sinyaller. Hepsinin aynı anda olmasını beklemek gerekmiyor. İki tanesi bile yeterince şey söylüyor aslında. Daha fazlasını beklemek çoğu zaman “hiçbir şey yapmamak” için bir bahaneye dönüşüyor.
Zamanlama meselesi burada devreye giriyor. İlgi var ama sen hâlâ bekliyorsan, bu sefer karşı taraf soğuyabiliyor. Erkeklerin bir kısmı reddedilme ihtimalini sıfırlamaya çalışırken fırsatı elinden kaçırıyor. Halbuki ilişkiler risksiz ilerlemiyor. Kontrollü risk almadan yol alınmıyor.
Sonrasında iş biraz derinleşmeye giriyor. Soru soruyorsun, anlatıyorsun. Onun nelerden hoşlandığını öğreniyorsun. Ortak bir şey yakalandığında geçip gitmek yerine küçük bir hikâyeyle açıyorsun. İnsan kendini anlaşıldığını hissettiği yerde rahatlıyor. Bu da bağı yavaş yavaş kuruyor.
Güven konusu ise büyük cümlelerle olmuyor. Küçük şeylerle oluyor. Yanında kasılmaman, rol yapmaman, bir şey saklama ihtiyacı hissetmemen… Bunlar fark edilmeden karşı tarafa mesaj gidiyor. Tabii sınırları da gözlemlemek lazım. İçgüdüler çoğu zaman boşuna sinyal vermiyor.
En son iş biraz özelleşiyor. Onu kalabalığın içinden ayıran şeyleri fark ettiğini hissettirmek. Bu yağlı iltifatlarla değil, doğru anda söylenen basit ama samimi cümlelerle oluyor. Bir de ortam yaratma meselesi var. Kısa bir yürüyüş, mekân değişikliği, baş başa kalınabilecek doğal bir an… Bunlar ilişkinin bir adım ileri gitmesini sağlıyor.
Özetle; ilgi fark ediliyor, bağ kuruluyor, güven oluşuyor ve doğru zamanda adım adım geliyor. Sıra bozulmadığında her şey daha akıcı ilerliyor.
Sırayı Bozmayın
Saygılar..
