Bağ Kurmadan Olmaz

yazar KOÇ

İlişkilerde tavlama kısmı maçın sadece ilk yarısıdır, oyunun yalnızca ilk yarısı. Maçı kazandıracak asıl hamle ise bağ kurma safhasında yatıyor. Çekicilik seni kapıdan içeri alır, bağ kurma ise içeride tutar. Bunu kavramayan adam, ya acıların çocuğu olur ya da birkaç günde parlayıp söner.

Bağ kurmak, iki insanın “biz aynı frekanstayız” hissine kapılmasıdır. Bu his çoğu zaman büyük laflardan değil, küçük ortaklıklardan doğar. Aynı şarkıyı sevmeniz, aynı saçma diziyi izlemeniz ya da benzer hayal kırıklıklarından geçmiş olmanız yeterlidir. İnsan zihni tuhaftır; kendine benzeyeni otomatik olarak daha güvenilir bulur. Kadınlar da bu konuda istisna değildir.

Buradaki kritik hata şudur: Erkek, karşısındaki kadının sorduğu ilk ciddi soruda hemen bağ kurma moduna geçer. “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna CV okur gibi cevap verir. Halbuki bu noktada biraz oyun, biraz mizah şarttır. Hem ortam yumuşar hem çekicilik korunur. Ciddi soruya anında ciddi cevap, sohbeti banka gişesi havasına sokar. Kimse gişede romantizm yaşamaz değil mi? 🙂

Bağ kurmanın temel faydalarından biri de rahatlıktır. Kadın, yanında rahat hissetmediği erkeğe ne numarasını verir ne de fiziksel yakınlığa izin verir. Rahatlık, “bu adam beni yargılamıyor” hissinden doğar. Bunun yolu da dinlemekten, acele etmemekten ve anladığını göstermekten geçer.

Burada ince bir denge vardır: Çok bağ, az çekicilik seni arkadaş yapar. Çok çekicilik, sıfır bağ seni geçici eğlenceye dönüştürür. İkisini birlikte götürebilen erkek, potansiyel partner olur. Yani mesele bağ kurmak değil, ne zaman ve ne kadar bağ kurduğundur.

Açık uçlu sorular bu işin gizli silahıdır. “Tatilini nerede yaptın?” sorusu seni Kuşadası’na kadar götürür, sonra duvara toslarsın. “Orada seni en çok etkileyen şey neydi?” dediğinde ise hikâye başlar. Hikâye varsa bağ vardır. Hikâye yoksa sohbet zayıflar.

Dinlemek de burada devreye girer. Dinlemek dediğimiz şey susup beklemek değildir. Dinlediğini belli etmek gerekir. Kadının söylediği kelimeleri hafifçe yansıtmak, duygusunu adlandırmak, arada küçük empati cümleleri kurmak sohbeti derinleştirir. “Zor bir dönemdi” dediğinde “Evet ama altından kalkmışsın” cevabı, karşındakine şunu söyler: “Seni ciddiye alıyorum.”

Bağ kurarken yapılan büyük hatalardan biri de sahte ortaklık üretmektir. Hoşlanmadığın bir müzik türünü seviyormuş gibi yapmak, anlamadığın bir kitaba hayranlık taslamak kısa vadede işe yarar gibi görünür. Uzun vadede ise komik duruma düşürür. Samimiyet, bu işin temel direğidir. Kadınlar zamanla rol kesildiğini çok net anlar.

Velhasıl söylemek istediğim şey, etkilemek bir nebze teknik-taktik, çift kale maç olabilir ama bağ kurmak bir tavır meselesidir. Rahat, ilgili ama muhtaç olmayan bir tavır. Zamanla, deneye yanıla gelişir. Moral bozmaya gerek yok. Bu kas çalıştıkça güçlenir. Hadi kolay gelsin…

Diğer yazılarımıza göz atın