Birçok erkek güçlü olmak zorunda olduğunu düşünür. Hatta bu düşünceyle yaşar. Sert durmalı, duygusunu belli etmemeli, zaaf göstermemeli… Aksi hâlde çekiciliğini kaybedeceğine inanır.
Bu inanç, kulağa mantıklı geliyor olabilir. Ama pratikte ciddi sıkıntıya yol açar.
Önce para meselesinden başlayalım.
Toplumun bilinçaltına kazınmış bir denklem var:
Para = Statü = Kadın ilgisi.
Reklamlar, diziler, klipler… Aynı sahne tekrar tekrar önümüze konur. Spor araba, pahalı saat, yanında “kusursuz” görünen kadın. Beyin bunu sever. Hikâye üretir. Sonra da şu inanç yerleşir: “Eğer param olsaydı, sorun kalmazdı.”
Bu inanç, ilişki dinamiklerini bozar. Çünkü seni olduğun kişiden koparır. Sürekli bir şey kanıtlama hâline sokar. Ve en kötüsü, seni yüzeysel bağlara iter.
Gerçek hayatta durum çok farklıdır. Maddi durumu güçlü olan kadın da vardır, zayıf olan da. İkisi de aynı şeye bakar: Yanında nasıl hissettiklerine.
Para, ancak bir araçtır. Kişilik yoksa, anlam üretmez. Hatta bazen ters etki yapar. Çünkü güç gösterisi samimiyeti öldürür.
Gelelim savunmasızlık meselesine.
Erkekler genelde iki uçta yaşar: Ya tamamen kapalıdır ya da kontrolsüz şekilde açılır. Oysa asıl mesele zamanlamadır.
Tanışmanın ilk evrelerinde sağlam durmak önemlidir. Her soruya dökülmek, her detayı paylaşmak çekimi düşürür. Ama belli bir noktadan sonra, sürekli duvar gibi kalmak da bağı koparır.
Kadın, yeterli çekim oluştuğunda bağ kurmak ister. Bu bağ, karmaşık değildir. Genellikle basit sorularla gelir:
“Nerede yaşıyorsun?”
“Ne iş yapıyorsun?”
Bu sorular bilgi almak için sorulmaz sadece. “Seni tanımama izin veriyor musun?” anlamı taşır.
Eğer bu noktada alayla geçiştirirsen, sürekli kaçarsan, karşı taraf elini uzatacak yer bulamaz. Bir süre sonra da geri çekilir. Çünkü tutunacak bir şey yoktur.
Savunmasızlık demek ağlamak, dert dökmek değildir. Savunmasızlık, kontrollü açıklıktır. İnsani bir alan açmaktır.
Ufak bir örnek:
Sorulan soruya önce espriyle cevap verip, ardından gerçek bir detay eklemek. Bu, hem rahatlık gösterir hem de bağ kurmaya izin verir.
İşin özü şudur: Güçlü olmak, duygusuz olmak değildir. Güçlü olmak, ne zaman açılacağını bilmektir.
Aynı şey telefon numarası mevzusunda da geçerlidir. İnsanlar bunu bir hedef gibi görür. Hızlı almak ister. Oysa numara, güvenin yan ürünüdür. Güven yoksa, sayı da yoktur.
Bu yüzden bazı durumlarda e-posta gibi daha düşük yatırım gerektiren yollar çok daha mantıklıdır. Karşı taraf rahat hisseder. Kontrol ondadır. Bu da güveni artırır.
Son söz net:
Erkeklerin çoğu gücü yanlış yerde arar. Parada, sertlikte, mesafede… Oysa gerçek güç; rahatlıkta, farkındalıkta ve doğru anda gösterilen açıklıktadır. Bunu kavrayan biri için ilişkiler karmaşık bir mücadele olmaktan çıkar. Daha akışkan, daha gerçek ve daha tatmin edici hâle gelir.
Erkekler İçin Güç, Para ve Savunmasızlık
7
