Çekime Giden Yol

yazar KOÇ

Birçok erkeğin kafasında aynı düşünce dönüp durur: “acaba ne söylesem de şu kızı etkilesem?”.  İşin aslı hiç öyle değil. Mesele doğru cümle değil, doğru his. Bir sohbetin yavaş yavaş çekime dönüşmesi kelimelerle değil, duygularla olur.

Hoşlandığın bir kadınla gerçekten bağ kurmak istiyorsan, önce aranızda ortak bir zemin oluşması gerekir. Bu zemin illa aynı şeyleri sevmek vs. olmak zorunda da değil. Bazen aynı duyguyu yaşamış olmak yeter. Aynı heyecan, aynı huzur, aynı merak. İşte doğru sorular burada devreye girer.

Kadın sana sevdiği bir şeyden bahsettiğinde, hemen “ben de çok severim” moduna girmek genelde ters teper. Yapay durur. Onun yerine, hissettiği şeye yönelmek çok daha etkilidir. “Bunu yaparken seni bu kadar etkileyen ne?” gibi bir soru sohbeti yüzeyden alır, derine indirir. Kadın anlatırken sadece bilgi vermez, duygusunu açar. Bağ dediğin şey de zaten orada kurulmaya başlar.

Bir noktada sohbet sana döndüğünde sen de kendi dünyandan bir parça açmalısın. Sevdiğin bir uğraşı anlatırken ne yaptığını saymak yetmez, sana ne hissettirdiğini anlat. İnsanlar tutkuyla anlatılan şeylere bağlanır. Kadınlar özellikle…. Çünkü tutku canlılık demektir.

Kadınların sorduğu klasik sorular da sanıldığı kadar basit değildir. “Ne iş yapıyorsun?” sorusu mesela, aslında seni tanıma isteğinin kapısıdır. Bu soruyu iki kelimeyle geçmek o kapıyı kapatmaktır. Yaptığın işi anlatırken sana kattıklarını da söyle. Hayata bakışını, hedeflerini, duruşunu. Bunlar seni sıradan olmaktan çıkarır.

Flört denilen şey de çoğu kişinin sandığı gibi sınır aşmak değildir. Flört, hayal gücünü hafifçe harekete geçirmektir. Bazen söylediğin kadar, söylemediğin şey de etki yaratır. Küçük bir belirsizlik, ufak bir meydan okuma, gülümseyerek kurulan bir cümle… Bunlar sağlıklı bir gerilim oluşturur.

Olumsuz bir tepki geldiğinde paniklemek ise yapılabilecek en büyük hatadır. O anlar aslında test anlarıdır. Sakin kalan, işi hafifçe şakaya vurabilen erkek psikolojik olarak sağlam durduğunu gösterir. Bu da saygı uyandırır.

Küçük onaylar da küçümsenmemeli. “Değil mi?” gibi minicik ekler bile farkında olmadan uyum yaratır. İnsan zihni onayladığı şeye yakınlık hisseder. Bu küçük detaylar zamanla ciddi etki yapar.

Bir de göz teması var. Doğru kurulduğunda kelimelerin yapamadığını yapar. Göz kaçırmamak, duygusal yoğunluğu taşıyabilmek demektir. Bu yoğunlukta kalabilen bir kadın zaten seninle aynı ritme girmeye başlamıştır.

Bu yol kolay değil. Reddedileceksin, zorlanacaksın, bazen “olmadı” diyeceksin. Ama her adım seni biraz daha net bir noktaya taşıyacak. Bu sadece kadınlarla iletişim meselesi değil. Özgüven, liderlik ve kendinle barışma yolculuğu. Yürüdükçe güçlenirsin. Bu işin doğası bu.

Saygılar…

Diğer yazılarımıza göz atın