Kadınlarla Tanışmanın İncelikleri

yazar KOÇ

Kadınlarla tanışma konusu çoğu erkeğin kafasında gereğinden fazla büyüyor. Sanki çok zor bir şeymiş gibi. Aslında o kadar da karışık değil. Ezberlenmiş cümleler, havalı laflar, rol kesmeler falan… bunların pek bir önemi yok. Mesele doğru anda, doğru tavırla orada olabilmek. İlk tanışmalar genelde hislerle ilerliyor. Sen ne kadar rahatsan, karşı taraf da o kadar rahat oluyor zaten.

İşin başı dikkat çekmek. Ama bu dikkat çekme işi bağırmak çağırmak ya da zorla öne atlamak değil. Çoğu zaman dik durmak, net bakmak ve samimi bir gülümseme yetiyor. Düz bir “merhaba” bile doğru tonla söylendiğinde kapıyı aralayabiliyor. İnsanlar samimi mi değil mi, bunu sandığımızdan hızlı anlıyor.

Sonra ilginin devamı geliyor. İlk etapta top genelde sende olur. Soruyu sen sorarsın, sohbeti sen taşırsın, sen dinlersin. Burada asıl mesele gerçekten dinlemek. Karşındaki, anlattıklarının sende bir karşılığı olduğunu hissettiği an gevşer. Zorlama şakalar, kendini ispatlama çabaları bu noktada genelde geri teper. Akışa bırakmak lazım biraz.

Sohbeti canlı tutan şeylerden biri de hayal gücünü az da olsa devreye sokmak. Düz, mekanik konuşmalar çabuk söner. Ufak benzetmeler, küçük çağrışımlar, keyifli anlatımlar sohbeti canlandırır. Amaç etkilemek değil, o an sohbetten keyif almak. Keyif varsa bağ da kendiliğinden oluşuyor zaten.

Beden dili bu işte sessiz ama güçlü bir yol gösterici. Göz teması varsa, sana doğru dönüyorsa, mimikleri canlıysa bunlar genelde olumlu sinyaller. Beden dilini okumayı öğrenmek yanlış zamanda yanlış hamle yapmayı engeller. Her gülümseme bir davet değildir ama mesafeli duruşların da çoğu bir şey anlatır.

İletişimde ilerlemek isteyen bir erkeğin kafasında net bir niyet olmalı. Bu, “herkesle konuşayım” gibi dağınık bir düşünce değil. Daha rahat, daha akıcı, daha doğal iletişim kurmak istemek gibi bir şey. Niyeti olan insanın duruşu da değişiyor. Günlük hayatta bile daha diri hissediyorsun. Çünkü ne istediğini biliyorsun.

Zihinsel canlandırma da burada devreye giriyor. Kendini rahat, akıcı, doğal hayal eden biri gerçek hayatta da buna daha yakın davranıyor. Sürekli olumsuz senaryolar kurmak yerine, olumlu ihtimalleri düşünmek zihni güçlendiriyor. Zihin nereye giderse davranışlar da oraya kayıyor.

Ortam meselesi de önemli. Kurslar, davetler, sosyal etkinlikler tanışmak için daha uygun yerler. İnsanlar oralara zaten sosyalleşmek için geliyor. Sokak ya da kafe gibi yerlerde ise yaklaşımın net ve saygılı olması şart. Acelesi olan, kafası dolu birine zorla sohbet açmak genelde iyi bitmez.

Kendini bulunduğun yere ait hissettiğinde, karşındaki de seni oranın doğal bir parçası olarak görüyor. Gerisi yavaş yavaş, adım adım geliyor zaten.

Diğer yazılarımıza göz atın