Aşk çoğu insanın sandığı gibi yalnızca duygularla yürüyen bir alan değildir. Aksine, farkındalık gerektiren, dikkat isteyen ve zamanla ustalaşılan bir süreçtir. “Gözlerini açık tutmak” tam da bu noktada devreye girer. Çünkü aşkta kaybedilenlerin büyük kısmı, yanlış insanlara doğru niyetlerle yaklaşmaktan doğar.
Bir ortama girdiğinde, birine ilgi duyduğunda ya da biriyle sohbet etmeye başladığında her şey kelimelerden ibaret sanılır. Asıl mesajlar ise kelimelerin arasında gizlidir. Beden dili, bakışlar, tepkiler, suskunluklar… Bunların hepsi sana karşındaki insanın ruh hâliyle ilgili ipuçları verir. Aşkta gözü açık olan insan, yalnızca konuşanı değil; konuşulmayanı da duyar.
Bazı zamanlar ne kadar hazır olursan ol, ne kadar iyi niyetli yaklaşırsan yaklaş, karşındaki kişi seninle aynı frekansta olmayabilir. Bunun senin değerinden bir şey eksilttiğini düşünmek, en sık yapılan hatalardan biridir. Oysa gerçek şudur: Her insan, her anda, her şeye açık olmak zorunda değildir. Bunu fark edebilen biri, hem kendini yıpratmaz hem de yanlış kapıları zorlamaz.
Aşk konusunda olgunlaşmanın ilk adımı, her ilgisizliği kişisel algılamamayı öğrenmektir. Karşındaki insanın hayatında o an bambaşka bir mesele olabilir. Bir kırgınlık, bir karmaşa, bir bağlanma durumu… Gözleri açık bir zihin, “Neden beni istemedi?” sorusuna saplanıp kalmak yerine, “Bu bana uygun bir zemin mi?” sorusunu sorar.
İnsanları sınıflandırmak için değil, anlamak için gözlem yapmak gerekir. Kimileri heyecan arar, kimileri güven. Kimileri derin bağ ister, kimileri anı yaşamayı seçer. Senin ihtiyacınla onun ihtiyacı örtüşmüyorsa, ortada bir yanlış yoktur. Sadece uyumsuzluk vardır. Ve uyumsuzluk, zaman kaybetmeden fark edilmesi gereken bir gerçektir.
Aşkta gözleri açık tutmak, karşındaki insanın sana sunduğu sinyalleri olduğu gibi kabul edebilmek demektir. Onu değiştirmeye çalışmadan, kendini de olduğun kişiden uzaklaştırmadan… Çünkü en sağlıklı ilişkiler, iki tarafın da kendisi olarak var olabildiği alanlarda doğar.
Bu farkındalık seni soğuk ya da mesafeli biri yapmaz. Aksine, daha seçici, daha net ve daha sakin biri hâline getirir. Herkese yetmeye çalışmayan, her ilgiyi fırsat sanmayan biri… Ve işin ironik tarafı şudur: Gözleri açık olan insanlar, genelde en sağlam bağları kurar. Çünkü neyi istemediğini bilen, ne istediğini çok daha net yaşar.
