O gün her şey normal başladı aslında. Tanıştık, iki laf ettik, öyle planlı programsız bir akşam yemeği çıktı ortaya. İlk bakışta akılda kalacak bir şey yoktu. Hani yıllar sonra anlatılır mı desen, hayır derim. Ama işte ilişkiler öyle işlemiyor. Plan değil, yaşanan an kalıyor.
Üç kişi aynı masadaydık. Sohbet akıyordu, gülüyorduk, ortam rahattı. Sonra yer değiştirdik. Küçük bir kafeye geçtik, tatlı söyledik. Masaya bir oyun geldi. Kahkahalar yükseldi. O an kimse birkaç saat sonra yaşanacakları tahmin dahi edemezdi.
Derken bir anda her şey değişti. Masadaki kızlardan biri fenalaştı. Rengi gitti, sesi yavaşladı. Eğlence bitti, refleks başladı. Taksi çağrıldı, hastaneye gidildi. Acil servisin o soğuk floresan ışıkları altında beklerken zaman tuhaf akıyordu. Tanışıklık birkaç saatlikti ama hissettiklerimiz sanki yılların yükü gibiydi.
Yanımda kalan kızla göz göze geldiğimizde garip bir sessizlik vardı. Konuşacak konu bulamadığımız bir sessizlik değildi bu. Konuşmaya gerek olmayan bir hâl. Endişe vardı, merak vardı, sorumluluk vardı. Dayanışma vardı. O an şunu anladım, insanlar birlikte ne kadar yoğun bir şey yaşarsa, aralarındaki mesafe o kadar hızlı eriyor.
Hastaneden çıktığımızda gece iyice ilerlemişti. Yorgunduk ama garip bir yakınlık vardı aramızda. Sabah vedalaşırken uzun süredir tanışıyormuşuz gibi hissettik. Bunun sebebi söylenen sözler değildi. Yaşanan şeydi.
İlişkilerde çoğu insan ne söylemesi gerektiğine takılıyor. Oysa bağ kuran genelde cümleler olmuyor. Aynı stres, aynı heyecan, aynı gülüş… yani ortak duygu paylaşımları diyim kısaca. Saatlerce aynı sandalyede oturmak değil, kısa sürede farklı duygular yaşamak yakınlığı büyütüyor.
Sonraki günlerde buluşmalar daha bilinçli oldu. Önce kahve, sonra kısa bir yürüyüş. Ardından sessiz bir yerde oturup konuşmak. Her geçiş ilişkiye yeni bir katman ekledi. Ve fark ettim ki yakınlık zorlayarak gelmiyor. Akışa izin verdiğinde geliyor.
Bir yerden sonra söylenen sözler de değişiyor. Daha kişisel, daha samimi. İltifatlar bile farklılaşıyor. Görünüşten çok duruşa, tavırlara, hissettirdiklerine kayıyor. O noktada tanışıklık olmaktan çıkıyor iş. Bir bağa dönüşüyor.
O gün net bir şey öğrendim. İnsanlar birlikte zaman geçirmiyor, birlikte duygu yaşıyor ve o duygular paylaşıldıkça ilişki derinleşiyor. Kadın erkek ilişkilerinde sihirli bir formül yok. Doğru ortamları yaratmak var. Duygu paylaşımlarını çoğaltmak var. Ve en önemlisi sorumluluktan kaçmamak var.
Bazen üç saat, üç yıldan daha öğretici oluyor.
