Ses, Duruş ve İçsel Güvenin Özü

yazar KOÇ

Şunu çoğu kişi yanlış biliyor. Kadın-erkek ilişkilerinde belirleyici olan şey, ağzından çıkan süslü cümleler değil. Hatta çoğu zaman cümleler en son gelir. İlk anda asıl göstermen gereken şey sesinin tonu, bedeninin duruşu ve senin kendinle ne kadar barışık olduğun. Karşındaki seni tanımaya başlamadan önce sen zaten çoktan bir iz bırakmış oluyorsun. Bunu fark etmeden yapıyorsun üstelik.

Tanışma anı birçok erkek için tuhaf bir stres alanı. Kalp hızlanıyor, zihin daralıyor. Ama bu stres “ne söyleyeceğim?” meselesi değil aslında, daha derinde bir yerden geliyor. “Nasıl görünüyorum?”, “Şu an bana ne muamelesi yapılıyor?” korkusu. Zihin tehdit algıladığında beden hemen küçülüyor. Omuzlar düşüyor, ses geriye kaçıyor, gözler sabit duramıyor. Karşı taraf bunları tek tek analiz etmiyor ama hissediyor. Hissedilen şey net: kararsızlık.

İşin garibi şu; güçlü bir tanışma yüksek sesle konuşmak değil. Abartılı özgüven hiç değil. Netlik yeterli. Olduğun yerde durabilmek. Sesinin duyulabilir olması. O an gerçekten orada bulunman. Bir kadının vitrine bakıyor olması, telefonuna gömülmüş olması ya da arkadaşlarıyla gülüyor olması seni ilgilendiren bir engel değil. Bunlar sadece gündelik anlar. O ana sakin şekilde girebilmek, insanın kendi iç merkezinin sağlamlığıyla alakalı.

Burada çoğu kişinin gözden kaçırdığı bir detay var: Kadınlar “etkilemeye çalışan” erkekleri değil, kendi halinde rahat olanları fark ediyor. Çünkü rahatlık yayılıyor. Sen gevşedikçe ortam da gevşiyor. Sohbet kendiliğinden akmaya başlıyor. Zorlama kalmıyor.

İlk denemelerde zorlanmak çok normal. Hatta kaçınılmaz. Kalbin hızlı atması, cümlelerin kısa kalması, konuşmanın erken bitmesi… Bunlar başarısızlık değil. Sinir sisteminin alışma süreci. İnsan ancak deneyerek sakinleşmeyi öğreniyor. Bir süre sonra şu fark ediliyor: Tanışmak bir gösteri değil. Bir temas.

En kritik kısım ise şu meşhur “sadece arkadaş” meselesi. Bu tuzak genelde iyi niyetle kuruluyor. Risk almamak, net olmamak, karşı tarafı gözünde büyütmek… Hepsi çekimi eritiyor. Çekim anlatılarak oluşmuyor. Mantıkla ikna edilmiyor. Hissediliyor. His de netlikten çıkıyor. Sen kim olduğunu gizlemediğinde, niyetini flu bırakmadığında karşı taraf seni olduğu yerden tartıyor.

İletişim doğuştan gelen bir marifet değil. Öğreniliyor. “Konu bulamam” korkusu da aslında yanlış bir şey yapma endişesinin kılıfı. Zihin rahatladığında konu kendiliğinden çıkıyor. Çünkü mesele dışarıda değil, içeride.

Kısaca, Sesini kısma. Olduğun yerde sağlam dur. Kendin olmaktan kaçma. Kadın-erkek ilişkilerinde en güçlü etki çoğu zaman sessizce oluyor.

Diğer yazılarımıza göz atın