Birçok erkek, farkında bile olmadan kendi potansiyelini baltalar. Bu durum genellikle dış koşullardan değil, kişinin kendi iç dünyasından kaynaklanır. Özellikle kadın–erkek iletişiminde yapılan bazı hatalar, erkeğin daha yolun başında dezavantajlı bir konuma düşmesine neden olur. Bunların en başında ise içsel güvensizlik gelir.
Bir erkek sohbet sırasında kendini küçümseyen cümleler kurduğunda, bunu mütevazılık zannedebilir. “Ben çok sosyal biri sayılmam”, “İşim o kadar da iyi değil”, “Yakışıklı olduğumu söyleyemem” gibi ifadeler, ilk bakışta alçakgönüllü görünebilir. Fakat bu cümleler, karşı tarafa verilen çok net bir sinyal taşır: “Ben kendimi yeterli görmüyorum!” Kadın bu mesajı kelimelerden çok, enerjiden alır. Erkek kendine inanmadıkça, bu inançsızlık karşı tarafa da bulaşır. Zamanla değer algısı düşer.
Bir diğer yaygın sabotaj biçimi ise fazla açıklama yapma ihtiyacıdır. Kadın basit bir soru sorduğunda, uzun uzun detaylara girmek, savunma yapar gibi konuşmak ya da kendini ispatlamaya çalışmak erkeği güçsüz gösterir. Güçlü erkek, kelimelerini seçer. Kısa ve net konuşur. Sessizlikten rahatsız olmaz. Çünkü sessizlik, zayıflık değil, kontrol göstergesidir.
Erkeğin En Büyük Kozu Kendi Hayatıdır
Kadınların çekildiği temel unsurlardan biri, erkeğin kendi hayatının merkezinde bulunmasıdır. Hayatının merkezine bir kadını koymuş erkek, zamanla baskıcı ve boğucu bir hâle gelir. Kadın, bir erkeğin hayatına dahil olmak ister ama o hayatın tamamı olmayı asla istemez.
Hobileri olan, arkadaş çevresi bulunan, hedefleri ve tutkuları olan bir erkek doğal bir çekim yaratır. Kadın, böyle bir erkekle konuşurken “Bu adamın dolu dolu bir dünyası var” hissini alır. Bu his, çekimin temel taşlarından biridir. Çünkü kendi hayatı olan erkek muhtaç değildir. Seçicidir. Seçici olmak ise her zaman çekicidir.
Ayrıca kendi hayatını inşa etmiş bir erkeğin yanında kadın kendini daha güvende hisseder. Bu güven, duygusal olduğu kadar psikolojiktir. Kadınların mafya tipli erkeklere doğal bir ilgisi olması hiç dikkatinizi çekti mi? Buradaki mesele adamın şiddete meyilli vs. olmasından ziyade, kendi merkezini kurmuş olmasıdır. Çevresinde adamları vardır, emir veren pozisyondadır ve hayatının bir yanına kadınını yerleştirmiştir.
Sonuç: Çekim Bir Taktik Değil, Bir Sonuçtur
Bir erkek kendini geliştirdikçe, çevresindeki kadınların ona karşı yaklaşımı da doğal şekilde değişir. Bu bir strateji değil, bir sonuçtur. Çünkü çekim zorla yaratılmaz. Erkek doğru hâle geldiğinde, çekim kendiliğinden oluşur.
