Kadınlarla iletişimde başarısız olduğunu düşünen birçok erkek, meseleyi yanlış yerden ele alır. Boyunu, tipini, parasını ya da geçmişini suçlar. Oysa asıl mesele, çoğu zaman bunların hiçbiri değildir. Asıl sorun, kişinin kendi zihninde kurduğu anlatı ve bakış açısında yatar.
Bir erkek kendini “iletişimde başarısız” olarak tanımlamaya başladığında, beyni bunu bir gerçek gibi kabul eder. Her yeni tanışma ihtimali, bu inancı doğrulamak için sahneye çıkar. Kalp hızlanır, cümleler karışır, beden kapanır. Sonra sonuç gelir: beklenen başarısızlık. Sonra ise bu döngü pekişir.
Bu döngüyü kırmanın ilk adımı, kadınlarla iletişimi bir “performans” olarak görmekten vazgeçmektir. Bir kızın yanına gittiğinizde etkileyici olmak zorunda değilsiniz. Komik, zeki ya da kusursuz görünmek gibi bir yükünüz yok. Karşınızdaki kişi sizi test etmiyor; sadece tanımaya çalışıyor. Bu bakış açısı değiştiğinde beden de, dil de rahatlar.
İkinci önemli nokta, reddedilmeye yüklenen anlamdır. Reddedilmek, yetersizlik ya da tipsizlik kanıtı değildir. Çoğu zaman zamanlama, ruh hali ya da ortam uyumsuzluğuyla ilgilidir. Bir erkeğin değeri, aldığı “evet” sayısıyla ölçülemez. Değer, deneme cesaretiyle ve kendiyle kurduğu ilişkiyle ölçülür.
İletişim, kas gibidir. Kullanıldıkça gelişir. Uzun süre kullanılmadığında zayıflar. Bu yüzden “doğru anı” beklemek yerine küçük pratiklerle başlamak gerekir. Tanıdık ortamlar, kısa sohbetler, düşük beklentili konuşmalar… Ama mutlaka gerçek temas. Okuyarak, izleyerek ya da düşünerek gelişen bir sosyal beceri yoktur.
Bir diğer kritik mesele de zihinsel esnekliktir. “Ben buyum” demek, gelişimin önünü kapatır. Oysa “Şu an böyleyim ama değişebilirim” diyen biri için kapılar aralanır. Kadınlarla ilişkide başarılı erkekler, hatasız olanlar değil; hatalarından ders çıkarabilenlerdir.
Olumsuz iç sesle baş etmeyi öğrenmek de bu sürecin parçasıdır. “Yine saçmalayacaksın” diyen sesi susturmak zorunda değilsiniz. Onu fark edip yolunuza devam etmeniz yeterlidir. Düşünceyle gerçek arasına mesafe koyabilen biri, özgürleşmeye başlar.
Son olarak şunu söylemek gerekir: Kadınlarla rahat iletişim kurmak, hayatın geri kalanından bağımsız bir olay değildir. Hayatını dolduran, ilgisi olan, kendine saygı duyan bir erkek; bunu kelime kullanmadan da yansıtır. Çekicilik, tek bir davranıştan değil, bütün bir duruştan doğar.
Belki hızlı sonuç almak zordur ama eninde sonuç alınacağı kesindir. Yeter ki kaçmayı bırakıp, küçük de olsa adım atmaya razı olun.
