Erkek Olmak Eskisine Göre Daha Kolay

yazar KOÇ

Modern ilişkilerde erkek olmak eskisi gibi değil. Hani illa etkileyeceksin, güçlü görüneceksin gibi bir mevhum yok artık. İş biraz daha dengede durabilme işi. Bana sorarsanız çok daha kolay sadece birkaç püf noktası var: Güven verebilmek, sınırları koruyabilmek ve en önemlisi kendine yalan söylememek.

Birçok erkek ilişkilerde aynı sorunun etrafında dolanıp duruyor aslında.
Ben ne istiyorum?
Gerçekten sevilmek mi, anlaşılmak mı, yoksa sadece yalnız kalmamak mı?

Yakınlaşma genelde hızlı başlıyor. Mesajlar artıyor, buluşmalar sıklaşıyor, duygular havada uçuşuyor. Başta güzel, heyecanlı. Ama hız arttıkça insan kendini dinlemeyi bırakabiliyor. Karşı tarafın duygusal temposu seninkiyle birebir olmayabiliyor. İşte burada çoğu şey karışıyor.

Bir kadının rahat hissetmesi, erkeğin baskı kurmamasıyla çok bağlantılı. Bu baskı illa fiziksel olmak zorunda değil. Beklenti de baskı, ima da baskı, “bu iş nereye gider” kafası da baskı. Erkek bu ihtimali biraz geri çektiğinde, ortam otomatik olarak rahatlıyor. Güven dediğin şey de buradan çıkıyor zaten. Zorla değil, kendiliğinden.

Şu nokta önemli:
Niyetini gizlemek değil, doğru şekilde söylemek lazım. Açık olmak demek patavatsız olmak demek değil. İma etmek de manipülasyon sayılmaz her zaman. Asıl mesele, karşı tarafın özgürce karar verebileceği alanı bırakabilmek.

İlişki ilerledikçe bu soru kafaya düşüyor:
Bu bağ beni büyütüyor mu yoksa sıkıştırıyor mu?

Kişisel gelişim falan denilen şey de burada devreye giriyor aslında. Karşı taraf seni seviyor olabilir, değer veriyor olabilir. Ama sen kendi yolundan vazgeçmek zorunda kalıyorsan, bu durum bir noktadan sonra ağır gelmeye başlar. Yük gibi.

Erkeklerin sık düştüğü hata şu:
Kendini suçlu hissedip ilişkiyi sürdürmek. Bu kimseye iyi gelmiyor. İlişki sadece iyi niyetle yürümüyor. Uyum lazım, benzer beklenti lazım, aynı yöne bakabilmek lazım. Bunlar yoksa bir yerden patlıyor.

Dürüstlük bazen sert oluyor. “Ben şu an bu ilişkiye uygun değilim” demek zor. İnsan kaçmak istiyor, o cümleyi kurmamak daha kolay geliyor. Ama o cümle kurulmadığında, karşı taraf belirsizlikte kalıyor. Belirsizlik de insanı içten içe kemiren bir şey.

Tavsiyem biraz da şunu kapsıyor:
Bir ilişkiyi düzgünce bitirebilme cesareti. Aldatmadan, yalan atmadan, ortadan kaybolmadan. Sadece kendi iç sesini dinleyerek… En sonunda şuna geliyoruz zaten. Bir erkek, önce kendi hayatının sorumluluğunu aldığında sağlıklı bir ilişki kurabiliyor. Hayali, hedefi, yönü net olmayan biri karşısındaki insana da netlik veremiyor.

Yakınlık, fedakârlık değildir.
Sevgi, kendinden vazgeçmek değildir.

Gerçek bağ, iki özgür insanın yan yana durabilmesidir.
Hazır olunduğunda ve doğru kişi geldiğinde, bu zaten ekstra bir çaba gerektirmeden olacak merak etmeyin.

Diğer yazılarımıza göz atın