Gerçek Çekiciliğin Yolu

yazar KOÇ

Kadın–erkek ilişkilerinde “çekicilik” denilen şey hep yanlış yerden tutuluyor gibi geliyor bana. Çoğu erkek işi hemen dış görünüşe bağlıyor. Ne giydiği, ne kadar kaslı olduğu, yüz hatları falan… Evet, bunlar tamamen önemsiz değil ama asıl mesele de bunlar değil. Bunlar sadece görünen kısım. Asıl belirleyici olan, insanın kendisiyle kurduğu ilişki. O içerde ne varsa, dışarıya zaten bir şekilde sızıyor.

Çekicilik aslında bir sebep değil, sonuç. Yani “çekici olayım” diye yapılan şeyler genelde itici duruyor. Ama insan kendi hayatını ciddiye alıyorsa, kendine saygı duyuyorsa, bu zaten fark ediliyor. Duruşundan belli oluyor, bakışından, konuşurkenki tonundan, hatta bazen hiçbir şey söylememesinden.

Dış görünüş meselesi de burada devreye giriyor. İyi giyinmek, bakımlı olmak falan… Bunlar “beğenilmek” için yapıldığında çok sırıtıyor. Ama “ben kendime değer veriyorum” yerinden geliyorsa anlam kazanıyor. Uyumlu giyinen bir erkek aslında şunu demiş oluyor: “Kendimi tanıyorum.” Bu da güçlü bir sinyal.

Bir de işin zihinsel tarafı var. Kendi kafasında kendini küçük gören, sürekli onay bekleyen, karşısındaki kadını gözünde büyüten biri… Ne kadar saklamaya çalışsa da bu ihtiyaç hali davranışlarına yansıyor. Aksine, kendine saygısı olan, hayatına kimi alıp almayacağına karar verebilen biri ise çoğu zaman konuşmadan bile fark ediliyor. Çekiciliğin büyük kısmı sessizlikte ortaya çıkıyor zaten.

Spor yapmak, sağlığa dikkat etmek de aynı yere çıkıyor. Bunlar “karşı taraf etkilensin” diye yapılan yatırımlar değil. Uzun vadede kendine duyulan saygının göstergesi. Kendi bedenine özen göstermeyen birinin ilişkide denge kurması zor oluyor. Çünkü denge önce insanın kendi içinde başlıyor.

İlişkilerde yapılan hatalara bakınca ortak bir çizgi net şekilde görünüyor: muhtaçlık. Kızları gözünde büyütmek, ikna etmeye çalışmak, sürekli kendini anlatmak, beğenilme derdi… Bunların hepsi aslında “ben eksiyim” duygusunun farklı halleri. Halbuki sağlıklı bir ilişkide kimse kimseyi tamamlamıyor. Yan yana duran iki insan var sadece.

Şu da çok net: Her düzgün yüz, her fit vücut derinlik taşımıyor. Birçok yakışıklı insan ilk birkaç dakikadan sonra cazibesini kaybediyor. Ama duruşu olan, karakteri olan, hayata dair bir enerjisi olan biri zaman geçtikçe daha da çekici hale geliyor. Gerçek çekicilik sürdürülebilir olan.

İşin özü şu: Kadın–erkek ilişkilerinde mesele ezber kalıpları uygulamak değil. Kendini tanımak ve o tanımaya sadık kalmak. Çekici olmak bir rol değil. İçerdeki tutarlılığın dışarıdan hissedilmesi. Bunu yakalayan biri için ilişkiler bir mücadele alanı olmaktan çıkıyor, daha doğal bir akışa giriyor.

Diğer yazılarımıza göz atın