Türkiye’de birçok erkek kendini özgüvensiz hissediyor, özgüven kazanmanın yollarını arıyor. Halbuki özgüven kazanma yollarından önce özgüvenin ne olduğunu öğrenmek gerekli.
Birilerine dayılanmak, kavgadan çekinmemek vs. gibi şeyler özgüven belirtisi asla olamaz. Gerçek özgüven; başkalarına bir şey kanıtlama çabası değildir. Sessiz bir rahatlıktır. Kendisiyle barışık olan erkek, ortamda bağırarak varlık göstermeye çalışmaz. Şaka yapabilir, kendisiyle dalga geçebilir, reddedilmeyi kişisel algılamaz. Çünkü değeri, dışarıdan gelen tepkilere bağlı değildir.
Bu noktada özgüven sahibi olmak, kadınları etkilemek için yapılan bir yatırım olmaktan çıkar; hayatı daha dolu yaşamak için yapılan bir sürece dönüşür. Hayattan keyif alan bir erkek, bunu rol yaparak değil gerçekten yaşadığı için çekicidir. Kadınlar bu farkı çok hızlı anlar.
Hayatı sadece ilişkilerden ibaret olan erkek, zamanla ağırlaşır. Sürekli ilgi bekler, beklenti üretir, karşısındakini boğar. Kendi ilgi alanları olan, sporla, sanatla, üretimle meşgul olan bir erkek ise; ilişkide nefes aldırır.
Özgüven sahibi olmak, aynı zamanda harekete geçebilmektir. Fazla düşünmek, sürekli ihtimalleri hesaplamak, tereddüt etmek erkeği pasifleştirir. Kadınlar sinyal verir ama direksiyona geçmez. O direksiyon, kendinden emin adama aittir. Plan yapabilen, öneri sunan, sorumluluk alan erkek, doğal liderlik sergiler.
Bu liderlik baskıcı değildir. Rahatlatıcıdır. Kadın, böyle bir erkeğin yanında kendisi olur. Çünkü ortam güvenlidir. Eğer duyguların bulaşıcı olduğu bir gerçekse, rahat bir erkeğin yanında kadın da rahatlar. Gergin bir erkeğin yanında ise en güçlü bağ bile çatırdar.
Özgüven kazanmak, bir gecede olacak bir şey değildir. Deneyimle, hatayla, farkındalıkla gelişir. Ama yol bellidir: Kendini merkeze almak, hayatını doldurmak, onay ihtiyacını azaltmak ve krizlerde sakin kalmayı öğrenmek.
Sonuçta kadınlar, mükemmel erkek aramaz. Yanında huzur bulduğu, güvende hissettiği, hayata tutunmuş bir adam arar. İşte bu adam, özgüven sahibi adamdır.
