Kadın–erkek meselesinde en çok kilitlenilen yer tanışma anı galiba. Özellikle erkek tarafında bu an bir tuhaf oluyor. Beyin bir anda hızlanıyor, kalp atışı artıyor, iç ses “şimdi ne denir?” diye bağırmaya başlıyor. O an sanki doğru cümle bulunmazsa her şey bitecekmiş gibi hissediliyor. Halbuki işin aslı pek öyle değil.
Şöyle düşün: Bir kafedesin, oturmuşsun. Göz göze gelmeler olmuş, hafiften bir elektrik de var. İki taraf da farkında ama kimse adım atmıyor. Dakikalar geçtikçe o hava yavaş yavaş dağılıyor. Sonra herkes kalkıp gidiyor ve geriye “kısmet değilmiş” lafı kalıyor. Aslında kısmet falan kaçmadı, sadece biri hamle yapmadı.
Tanışma dediğin şey temelde üç adımdan oluşuyor: fark edilmek, konuşmayı açmak, o konuşmanın içinde kalabilmek. Ama bu basit yapı, kafada büyütüldükçe insanı kilitliyor. “En doğru cümle hangisi?”, “yanlış bir şey söyler miyim?” soruları yüzünden çoğu insan yerinden kıpırdayamıyor. Oysa iletişim böyle çalışmıyor. Planla değil, anla yürüyor.
Şunu da net kabul etmek lazım: Karşındaki insan seninle konuşmak istemiyorsa, ağzından inci döksen bile bir şey değişmez. O yüzden tanışmadan önce dikkat meselesi önemli. Dikkat çekmek bağırmak, şov yapmak ya da kendini kanıtlamaya çalışmak demek değil. Bazen sadece doğru anda, sakin bir şekilde söylenen bir “merhaba” yeterli oluyor.
İlk cümleye bu kadar anlam yüklenmesi de biraz abartı. Ortamla ilgili basit bir yorum, sıradan bir soru ya da hafif bir espri çoğu zaman fazlasıyla iş görür. Asıl sıkıntı konuşma başladıktan sonra çıkıyor. Susmak, paniklemek ya da tüm yükü karşı tarafa bırakmak sohbeti yarım bırakıyor.
Burada özgüven devreye giriyor ama çoğu kişinin sandığı gibi değil. Özgüven yüksek sesle konuşmak ya da iddialı laflar etmek değil. Özgüven, bulunduğun yerde olmayı doğal görmek. Bunu hisseden biri cümleleriyle kavga etmez, kelimeler kendiliğinden dökülür. Karşı taraf da bu rahatlığı sezmeden duramaz.
“İlk izlenim” meselesi de yanlış anlaşılmış durumda. İlk izlenim kusursuz olmak demek değil. Samimi olmak, tutarlı olmak. Kekelersen olur, cümleyi toparlayamazsan olur. Ama sahiciysen, bu çoğu zaman artı haneye yazılır.
Kısacası tanışma bir gösteri değil. Bir temas anı. Ne kadar kendin gibi durursan, o temas o kadar gerçek olur. Cümleler değişir, ortam değişir, şartlar değişir ama duruş aynı kalır.
