Kadınlarla ilişki bir denklem değildir. Doğru cümle, doğru zaman, doğru hamle… eşittir sonuç. Keşke bu kadar basit olsa ya hayat öyle işlemiyor. Kadınlar satranç tahtası değil, biz de taş değiliz. O yüzden “yaklaşım” denilen şey birkaç teknikten ibaret olamaz. Asıl mesele, erkeğin kendini nereye koyduğu.
En sık patlanan yer ilgi meselesi. İlgi kötü bir şey değil ama ayarı kaçtığında değeri düşüyor. Özellikle çekici kadınlar sürekli ilgi görüyor zaten. Mesaj, bakış, iltifat… Doğal olarak bir süreden sonra filtre geliştiriyorlar. Kim boğuyor, kim beklenti yüklüyor, kim kendini dayatıyor… Bunlar sandığınızdan çok daha hızlı ayıklanıyor. Erkek farkında olmadan kendini sıradanlar klasmanına yazdırıyor.
Koç bakış açısıyla söylersek: İlgi ödüldür. Ön ödeme değildir. Daha seni tanımayan, senin kim olduğunu görmemiş birine yoğun ilgi sunuyorsan, güç dengesi daha en başta elinden gidiyor.
Bir de fiziksel mesafe meselesi var. İlk temas anında beden dili ağzından çıkacak kelimelerden daha yüksek sesle konuşur. Fazla yaklaşmak güvenli alanı ihlal eder. Fazla uzak durmak çekingenliktir. İkisi de sorun. Burada denge önemli. Kadınlarla iletişimde işi bilen erkek acele etmez. Sürecin ritmine saygı duyar.
Üçüncü hata beklemek. Erkeklerin büyük kısmı reddedilme korkusunu “doğru zamanı kolluyorum” diye paketliyor. Ama göz teması kurulmuş, sinyal verilmiş, hâlâ adım yoksa kadın bunu net okur. Ya ilgilenmiyor ya da cesareti yok. İki ihtimal de iyi durmaz.
Kafada senaryo yazmak işin sabotaj kısmı. Ezber açılışlar, hazırlanmış cümleler, çalışılmış espriler… Bunlar gerçek hayatta çoğu zaman sırıtır. Çünkü karşındaki insan canlıdır, o an oradadır. Ruh hâli vardır. Ortam vardır. Doğallık ezberden her zaman üstündür. İyi açılış yapan anı yakalayandır, metin okuyan değil.
Bir de ikna etmeye çalışma tuzağı var. Hiçbir sağlıklı ilişki ikna edilerek başlamaz. İlgi vardır ya da yoktur. Erkek bunu okumayı öğrenmelidir. Sinyal varsa ilerlersin, yoksa saygıyla geri çekilirsin. Bu geri çekilme kayıp değildir. Aksine duruş göstergesidir.
Onay aramak da ayrı bir mesele. “Konuşabilir miyiz?” cümlesi masum gibi durur ama alttan alta kontrolü teslim eder. Sağlam duruş izin istemez. Alan açar. Kadınla konuşmak için cesaret gerekir, onay değil.
İşin özü şu: Kadınlara yaklaşmak değil, kendini doğru konumlandırmak kazandırır. Duruşun, sabrın, netliğin… Asıl gücün bunlar.
Saygılar…
