Kadınların Peşinden Koşan Erkek Yanılgısı

yazar KOÇ

Kadın–erkek ilişkilerinde erkeklerin en sık düştüğü tuzaklardan biri, “kovalayan taraf olma” zorunluluğudur. Küçük yaşlardan itibaren bilinçaltımıza kazınan bu düşünce, erkeğin değerini sürekli ispatlaması gerektiği fikrini doğurur. Filmler, diziler, romantik hikâyeler hep aynı senaryoyu tekrarlar: Erkek çabalar, fedakârlık yapar, kendinden verir; kadın ise seçen, onaylayan ve lütfeden konumdadır. Oysa gerçek hayat bu kurguya pek uymaz.

En temel yanılgı, kadınların da erkekleri istediği gerçeğinin görmezden gelinmesidir. Kadınların kendilerine gösterdiği özen, harcadıkları zaman ve enerji tesadüf değildir. Bu, beğenilme ve seçilme arzusunun doğal bir sonucudur. Yani oyun tek taraflı değildir; sahnede iki oyuncu vardır. Kadın erkeği, erkek de kadını ister.

Burada erkeğin yapması gereken şey, kendini merkeze koymaktır, sınırları olan bir benlik inşa etmektir. Sürekli karşı tarafın isteklerine göre şekillenen, kendi hayatını erteleyen erkek kısa vadede ilgi görebilir fakat uzun vadede cazibesini yitirir. Çünkü cazibe, fedakârlığın dozuyla değil, duruşun netliğiyle ilgilidir. Fazla fedakarlık ≠ fazla cazibe

Tavsiye nettir:

  • İzin bekleyen değil, karar alan erkek olun.
  • Kuralları olmayan değil, değerleri olan erkek olun.
  • Zamanınıza saygı duymayan insanları hayatınızda tutmak zorunda olmadığınızı kabul edin.

Buradaki kritik nokta, güç algısının yanlış anlamamakta yatar. Seçme özgürlüğü, size karşı tarafı değersizleştirme hakkı vermez. Sırası gelmişken bir eleştiride bulunmak isterim; Maalesef ülkemizdeki genel durum kızlara aşırı seçme özgürlüğü vermekte.. kızlar da bu özgürlüğün kibrine kapılıp karşı tarafı oldukça değersiz görmekteler. Böyle kızlardan mümkün olduğunca uzak durun ve kendi değerinizi kızların görüşlerine göre asla belirlemeyin.

Aşk filmleri bize “kendini ne kadar feda edersen o kadar sevilirsin” mesajını dikte eder halbuki gerçek hayatta en çok tercih edilen erkek profili, kendine saygısı olan ve bunu karşı tarafa da hissettiren erkek profilidir. Bu bazen “ulaşılması zor” olmakla karıştırılır ama  mesele ulaşılmaz olmak değil, ucuz olmamaktır.

Özetle, ilişkilerde başarı “daha çok çaba” ile değil, “doğru duruş” ile gelir. Sınırları olan ama insani değerlerini kaybetmeyen erkekler hem daha huzurlu hem daha çekici olur. Ne aşırı mesafeli ne de aşırı yapışkan olmayın… Sağlıklı sınırlar çizin dengede kalın.

 

Saygılar…

Diğer yazılarımıza göz atın