Hız, His ve Kaçınılmaz Yüzleşme

yazar KOÇ

Bazı ilişkiler yavaş yavaş başlamaz. Hani sindire sindire değil de, direkt çarpışarak başlar. Ne olduğunu anlamadan içine düşersin. Bu da öyle bir hikâye işte. Çok da özel bir yer değil aslında, gayet sıradan bir yerden çıktı, sosyal medyadan.

Bir profil fotoğrafı. Bir an durup bakma. Tam olarak ne olduğu belli olmayan bir şey. Elektrik mi dersin, merak mı… O an pek anlam veremezsin ama kafanın bir köşesine yerleşir. “Bu kişiyle konuşmalıyım” dersin. Mantık falan değil, tamamen içgüdü. Mesaj atılır, mesajlar akar. Her şey hızlıdır. İki gün geçmeden buluşma ayarlanır. Ritmi normalin üstündedir bu işin, farkındasındır ama yine de durmazsın. İlk buluşma fena değildir. Gülmeler, sohbet, karşılıklı bakışlar. Her şey yolunda gibi. Sonra bir an gelir, ortamın enerjisi düşer. Bir boşluk olur. Çoğu insan bu anlarda gerilir. Konuşmak ister, doldurmak ister. Ama bazen susmak daha çok şey söyler. Sessizlik karşı tarafa alan açar. Kadın konuşmaya başlar. Eski kırgınlıklar dökülür. Erkeklerle ilgili genellemeler, hayal kırıklıkları, biraz öfke, biraz savunma… Hepsi iç içe. İlişkilerde kritik nokta tam burasıdır işte. Tartışmaya girmek, savunmaya geçmek, ders verir gibi konuşmak yerine sakin kalınır. “Ben buradayım ama kendi sınırlarım da var” duruşu sergilenir. Ne onu haklı çıkarmaya çalışmak ne de karşısına dikilmek. Sadece net olmak. Bu netlik tuhaf bir şekilde güven yaratır. Güven olunca yakınlık gelir. Yakınlık da her zaman fiziksel değildir zaten. Bazen bir cümlenin tonu, bazen geri çekilmeyi bilmek, bazen de gerçekten sınırları ciddiye almak daha etkili olur. Zaman ilerledikçe mesajlar artar. Konular derinleşir. Günlük şeyler, eski yaralar, hayaller… Kadın duygularını saklamaz. Erkek ise bu yoğunluğun içinde durup düşünmeye başlar. Bu his sevilmenin verdiği bir şey mi, yoksa gerçekten bir bağ mı? Derken farklar ortaya çıkmaya başlar. Hayata bakış, beklentiler, gelecek hayali… Kadın daha çok tutunmak ister. Erkek hâlâ keşfetme hâlindedir. Çoğu ilişki bu noktada uzatılır ya da sessiz sessiz çürür. Burada ise bir geri çekilme olur. Bilinçli mi değil mi, tam belli değildir. Cümleler sertleşir. Sabırsızlık başlar. Mesafe girer araya. Bunlar genelde kaçma yollarıdır. Aldatmak yerine itmek gibi. Dışarıdan yanlış durur ama bazen daha az zarar verir. Çünkü bazı ilişkiler kötü olduğu için bitmez. Yönleri farklıdır sadece.

Bu hikâyenin özü şudur aslında:
Aşk tek başına yetmez. Aynı yöne bakmak gerekir. Sevgi vardır ama yollar ayrıdır. O noktada devam etmek fedakârlık değil, sadece ertelemedir.

Bazen en doğru karar en çok acıtan olur. Ve bazen bir ilişki mutlu sonla değil, dürüst bir vedayla anlam kazanır.

Saygılar..

Diğer yazılarımıza göz atın