Doğru İnsanı Seçebilmek

yazar KOÇ

Aşkın en zor kısmı sevmek değil aslında. Sevmek bir şekilde oluyor. Asıl zor olan, doğru insanı seçmek. Çoğu insan bunu ayıramadığı için dönüp dolaşıp aynı şeyleri yaşıyor. Aynı tip ilişkiler, aynı hayal kırıklıkları. Olan biten şey genelde yaşananlar değil, onlara bakma biçimimiz.

İnsanlar çoğu zaman karşısındaki kişiye değil, kafasında yarattığı versiyona âşık oluyor. Gerçek insanı olduğu gibi görmek yerine, “olsa ne güzel olurdu” dediği hâliyle kabul ediyor. Başta bu durum heyecanlı geliyor, insana iyi hissettiriyor. Ama bir süre sonra gerçek kendini hatırlatıyor. Ve işte o noktada hayal kırıklığı başlıyor.

Aşkta gözlerin açık olması, söylenenlerle yapılanları yan yana koyabilmek demek. Sana ne anlattığından çok, sana nasıl davrandığına bakabilmek. Çünkü sözler niyeti gösterir ama davranışlar karakteri ele verir. Bu ayrımı yapamayan biri için aşk biraz kumara dönüşüyor, tutarsa güzel tutmazsa yıkıcı.

Herkes ilişkiye aynı yerden bakmaz. Kimi mesafeye ihtiyaç duyar, kimi yakınlığa. Kimi plan sever, kimi akışına bırakır. Bunlar tek başına problem değil. Problem olan, bunları görmezden gelip “ben bunu zamanla değiştiririm” demek. Çoğu insan burada yanılıyor. Çünkü değişmesi gereken biri varsa, çoğu zaman seçimdir.

İlişkilerde en can yakan şeylerden biri de şudur: En başta fark edilen sinyalleri sonradan inkâr etmek. İlk zamanlar rahatsız eden bir davranış, ileride daha da büyür. Ama insan bağlanınca görmezden geliyor. Kaybetme korkusu ağır basıyor. Oysa sağlam bağ, kendine yalan söylemeden kurulan bağdır.

Aşkta olgunluk, herkesle uyum sağlamak değildir. Kendi sınırlarını bilmek ve o sınırlara saygı duyan biriyle yol yürümeyi seçmektir. Bazen bu seçim yalnız kalmayı getirir. Ama şu da bir gerçek: Yanlış biriyle olmak, yalnız olmaktan çok daha yorar insanı.

Gözleri açık tutmak sadece karşı tarafa bakmak da değildir. Kendine de bakabilmektir. Ne istediğini, neye tahammül edemediğini, neye hazır olmadığını bilmek. Kendini tanımayan biri, doğru insanı da tanıyamaz. O yüzden aşk iki insanın değil, iki farkındalığın yan yana gelmesidir.

Sonuçta aşk, gözü kapalı atılan bir adım değildir. Bilerek yürümektir. Gözleri açık olanlar yolu daha sakin alır. Daha az yara alır, daha az pişman olur. Ve en sonunda şunu öğrenir: Sevmek değil mesele, doğru yerde sevmek.

Diğer yazılarımıza göz atın