Değerli Erkek Olmak Nerede Başlar?

yazar KOÇ

Kişisel gelişim yolculuğunda sıradaki durağımız değerli erkek olabilmek.

Değerli Erkek Sınırlarını Bilir

Erkeklerin büyük kısmı sınırını, çizgisini fark etmeden kaybediyor. Sırf karşıdakine yaranacağım diye abuk sabuk triplere giriyor. Kendi programı, kendi temposu, kendi istekleri geri plana düşüyor. Neden? Çünkü kafada yer etmiş bir düşünce var: “İyi davranırsam seçilirim.”
Hayat mekanizması öyle çalışmıyor.

Çekim tek taraflı bir fedakârlıkla oluşmuyor. Karşılıklı bir şey bu. Yüksek değerli bir erkek, tanımadığı birine hemen yatırım yapmaz. Önce bakar, dinler, gözlemler. Küçük küçük yoklar. Buradaki “test” kelimesi kulağa kötü geliyor olabilir ama manipülasyon değil bu. Gayet doğal bir eleme süreci. Sen de bir insanı hayatına alıp almamaya karar veriyorsun sonuçta.

Mesela basit bir sohbet düşün. Kadının verdiği cevaplar, espri anlayışı, rahat mı gergin mi olduğu… Bunların hepsi sana sinyal verir. Sen de ona göre ilerlersin. Sürekli sorgulanan, kendini ispatlamaya çalışan taraf olmak yerine sen de tanımaya başlarsın. Roller biraz dengelenir. Bu denge kurulduğunda ilişkiler daha net, daha az yorucu olur.

Dokunma konusu da çok kritik. Fiziksel temas güçlü bir araç ama zamanlama yanlışsa her şeyi mahvedebilir. İlk etapta ufak, masum temaslar olur. Ortamın rahatlığını ölçer. Sonra iş biraz daha bilinçli bir hâl alır. Ama buraya gelmek için karşı tarafın sinyallerini gerçekten okumak gerekir. Kafadan plan yaparak değil.

Çoğu erkek burada tongaya düşüyor. Ya aşırı hızlanıyor ya da “hiç yanlış yapmayayım” diye donup kalıyor. Halbuki farkındalık dediğimiz şey tam olarak bu. Anı okuyabilmek. Kadının ilgisi arttıkça temas da doğal şekilde artar. Sana soru sorması, göz temasını uzatması, esprilere içten gülmesi… Bunlar yol gösterir.

Şimdi sosyal pratik kısmına geçelim. Sadece hoşlandığın kadınlarla konuşmaya çalışırsan ister istemez kasılırsın. Halbuki işin özü insanlarla iletişim. Market kasiyeri, asansördeki biri, kafede çalışan… Kısa bir iki cümle bile yeter. Bu kas böyle gelişiyor.

Her gün tanımadığın bir kişiyle konuşmak, bir süre sonra sosyal kaygıyı ciddi şekilde kırıyor. Beyin tekrar eden şeye alışıyor çünkü. Bir noktadan sonra güzel bir kadınla konuşmak da gözünde büyümüyor. Normalleşiyor. Rahatlık dediğimiz şey tam burada çıkıyor ortaya.

Giyim kuşam meselesi de bunun bir parçası. İyi giyinmek şov yapmak değil. Kendine verdiğin değerin dışarı yansıması. Üzerindeki kıyafetler konuşmadan önce mesaj veriyor zaten. Sana uyan, duruma uygun, seni yansıtan bir tarz işi fazlasıyla görür. Moda peşinde koşmaya gerek yok. Bilinçli olmak yeterli.

Özetle yüksek değerli erkek olmak bir rol kesmek değil. Bir duruş. Kendine saygı duymak, sınırlarını bilmek, insanlarla temas etmekten kaçmamak ve olan bitenin farkında olmak. Kişisel gelişim de aslında süslü şeyler yapmak değil; doğru yerde durmayı öğrenmek.

Diğer yazılarımıza göz atın